Sabah saatlerinde Bensiz Adam ve Cem bey Alanya’ya ulaştılar. Oradan da Türkler Koyu diye tabir edilen yere geçtiler. Daha önce planlanan kampinge gittiler. Onları tesisin sahibi Erdu bey karşıladı, Kısa sohbetin ardından dinlenmeye geçtiler.
Kısa bir uykunun ardından, öğlen sonrası lobiye indiler. Erdu beyle işi konuştular. Cem bey Şef garsonluk yapacak, bensiz adamda komilik yapacaktı. İlk önce işyerini gezdiler. Kamping Diye adlandırılan yer; Bir otel, geniş plaj, Bungalovlardan oluşan kamp alanı ve genişçe bir açık oturma alanlarından oluşuyordu. Yaklaşık 70-80 kişinin çalıştığı büyük bir tatil alanıydı.
Cem bey her şeyi dikkatlice dinliyor, bensiz adam ise suratı asık ve üzgün bir şekilde dolaşıyordu. Bir ara Erdu bey; “Bu delikanlı böyle suratsız mı dolaşacak burada, bizim en büyük özelliğimiz müşterilere güler yüzlü olmamızdır” diyerek takıldı cem beye. Cem bey; Bensiz adamın çok genç olduğunu, başından kötü şeyler geçtiğini, çok sevdiği sevgilisinden veda dahi edemeden ayrıldığını anlattı. Ayrıca çok çalışkan olduğunu, kısa sürede ayak uyduracağının garantisini verdi Erdu beye…
Bensiz adam çok ama çok üzgündü. Yine pantolon gömlek, üstelik çok sevdiği güzel gözlüden ayrı kalmıştı veda dahi edemeden… Aynı şekilde Güzel gözlüde Adana’da çok üzülmüş ve üzüntüden kendini yatağa mahkum etmişti. Güzel gözlü, bensiz adama ulaşmanın veya kendisini aramasının beklentisi içinde evden hatta yataktan ayrılmıyor, gözleri sürekli telefona bakıyordu.
Öğlen olmuş, servis saati gelmişti. Bensiz adam komi kıyafetini giymiş ve açık alanda çalışmaya başlamıştı. İlk defa içkili bir yerde çalışıyordu ve buda tuhafına gidiyordu. Yapabileceği bir şey yoktu, keyifsizde olsa işini yapmaya çalışıyordu. Aklı fikri Güzel gözlüdeydi. Zamanın nasıl geçtiğini anlamamış, gece geç saatlere kadar çalışmış ve nihayetinde odasına uyumaya geçmişti. Yatağın içinde dönüp duruyor ancak bir türlü uyuyamıyordu. Cem bey, kral uyu artık yarın bakacağız bir çaresine diyerek bensiz adamı uyardı ve uyumasını istedi.
Öğlene doğru uyanıp yemeklerini yedikten sonra cem beyle açık Bar’a gittiler. Barmen; çok yakışıklı, esprili bir gençti, adı Nuri’ydi, tanışıp kaynaştılar. Cem bey durumu barmene anlattı ve telefon etmeleri için kendilerine yardım etmesini istedi. İşyeri kuralları gereği, acil bir durum olmadıkça, haftada bir gün bir defa telefon açma hakları vardı personelin. Barmen bensiz adamın halini görünce inisiyatif kullanarak jetonu verip, telefon açmasına müsaade etti(O dönem çevirmeli ve jeton atmalı sabit telefonlar vardı işyerlerinde).
Bensiz adam, müthiş bir heyecanla güzel gözlünün ev numarasını çevirdi. Telefonu direk güzel gözlü açtı. Açar açmaz öyle bir çığlık attı ki bensiz adamın yanındakiler bile bu çığlığı duydular. Bensiz adam ne konuşacağını bilemiyor, sadece güzel gözlüyü dinleyip sesinden özlemini gidermeye çalışıyordu. Telefon gelmesi neticesinde güzel gözlüye can gelmiş, ağlayarak ta olsa canından çok sevdiği ile konuşmanın tadını çıkarıyordu. Bensiz adam ise, hala olanların şokundan çıkamamış, donuk, gözleri dolmuş vaziyette konuşmaya çalışıyordu güzel gözlüsüyle. Nihayetinde jeton bitmiş ve hüzünlü bir şekilde telefonu kapatmak zorunda kalmışlardı.
Cem beyin uyarısı üzerine işe koyuldular. Bensiz adam çok çekingen davranıyordu. Aşırı üzüntüsünün üzerine çekingenliği de eklenince herkesin dikkatini çekiyordu (Çalıştığı kampingde Ağırlıklı olarak almanlar kalıyordu ve bayanlar kampingin her yerinde bikini ile dolaşıyordu). Kendini işine vermeye çalışıyor, koşturuyor ancak hüzünlü ve çekingen duruşunu değiştiremiyordu. Bu duruşu patronun hoşuna gitmese de müşterilerin dikkatini çekiyor, hatta birçoğunun hoşuna gidiyordu. Özelliklede ELLA diye çok güzel sarışın bir genç kızın dikkatini çekmiş, sürekli bensiz adamı takip eder olmuştu…
Devam edecek…
Selam ve Dua ile