Büyük bir heyecan ve bir o kadarda endişeyle telefona cevap verdi bensiz adam. Arayan Güzel gözlüydü ve onun sesini duyduğuna çok sevindi. Mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Bolca hasret giderdiler. Ancak güzel gözlünün sesi titriyordu ve buda dikkatini çekmişti bensiz adamın. Kötü bir şey mi var diye sordu güzel gözlüye. Oda biraz bekledikten sonra, “evet aslında var. Dün Mirzo Levent adamlarından birini bizim eve gönderdi. Sizin nerede olduğunuzu tespit etmişler. Sarı Ahmet ve adamları Alanya’da sizleri araştırıyorlarmış. Biran önce oralardan uzaklaşmanız gerektiğini bildirmemi istedi” dedi.

Duyduklarına çok üzülen bensiz adam ne diyeceğini bilemedi. Zaten güzel gözlüsünden uzaklaşmıştı, şimdi ne yapacak ve nereye gidecekti. Hem bu göçebe hayat nereye kadar devam edecekti. Bu düşüncelere dalmıştı ki güzel gözlü ordamısın diye seslendi. Evet buradayım, sen merak etme gereken neyse yaparız yeterki sen üzülme, her şey yoluna girecek dedi ve telefonu kapattı.

O andan itibaren bensiz adam hep düşünceli duruyor ve bu durumu ister istemez işinede yansıyordu. Günlerce bu halde robot gibi çalıştı. Bu durum patronlarında dikkatini çekmişti. Bensiz adamı çağırıp konuştular. Yapabilecekleri bir şey olup olmadığını sordular. Bensiz adamı o kadar seviyorlardı ki bu durumuna çok üzülüyorlardı. Bensiz adam, bir şeyi olmadığını sadece kendisine biraz zaman tanımalarını ve kusuru olursa da hoş görmelerini rica etti.

Ertesi gün Cem Alanya’ya alışverişe gitmiş, dönüşü çok telaşlı olmuştu. Hemen bensiz adamın yanına gitti. Sarı Ahmet’in adamlarını gördüğünü, esnaflara sorular sorduklarını anlattı. Belliki bizi soruşturuyorlar dedi. Biran önce çaresine bakmamız lazım, Levent ilede görüştüm oda biran önce dağılmamızı ve ikimizinde ayrı yerlere gitmemiz gerektiğini söyledi. Kendisinin Kütahya’da ablasının olduğunu ve oraya gitmeyi düşündüğünü söyledi Cem. Bensiz adamada sende başka şehirlerde tanıdığın varsa hemen iletişime geç yarın burada olabilirler dedi.

Gece boyunca ne yapacağını düşündü. İzmir’deki abisinin yanına gitmekten başka çaresi yoktu. Belkide köyden ilk ayrıldığında bilet aldığı İzmir hayatının dönüm noktası olacaktı. Bu düşüncelerle uyudu. Sabah rutin olarak işe koyuldu. İçinden gelen sese kulak vererek Barmen Nuri’nin yanına gitti ve biraz borç para aldı. Nuri çok şaşırdı bu duruma. Ne yapacaksın parayı diye sorunca, ne bileyim cebimde dursun işte diye cevap verdi ve döndü işine. Şef garson, bensiz adamı çağırdı. Bungalov evlerden birinden siparişi var onları götür dedi. Siparişleri bıraktıktan sonra çıkarken bir baktıki üç kişi aşağıya doğru gidiyor. İçlerinden birini tanıdı, Otele baskın yapanlardan biriydi.

Biranda ne yapacağını şaşırdı. Hiç düşünmeden üzerindeki iş kıyafetini çıkarıp attı, barmene Nuriye koşarak Cem’i uyarmasını kendisininde başının çaresine bakacağını söyledi. Ana yola doğru yola çıktı. Hiçbir şey düşünemiyordu. Minibüse atlayıp ilçeye gitti ve İzmire bilet aldı. Tevafuk bu ya 15 dakika sonra kalkacak bir otobüs vardı. Kendisi ölümden korktuğundan değil, Güzel gözlünün kahrolacağını düşünüyordu ve telaşı bu yüzdendi. Otobüs hareket etti ve belkidehayatının geri kalanını geçireceği yere doğru ilk adımı atmış oldu.

Otobüs ilk mola verdiğinde, güzel gözlüyü aradı, durumu anlattı. Kendisinin İzmir’e doğru yol aldığını, Cem’e de barmen vasıtasıyla haber yolladığını söyledi. Güzel gözlü hem sevindi hemde üzüldü. Zira beladan kaçtığına sevinmiş ancak daha uzağa gittiği içinde üzülmüştü.Hasret giderdikten sonra bensiz adam yola devam etti. Uzun bir yolculuğun ardından İzmir otogarına ulaşmıştı. Uzun uzun etrafı seyretti, dejavu yaşıyordu sanki. Yine bilmediği bir yer ve yine başına nelerin geleceğini bilmediği yeni bir hayat.. Üstelik bu şehir Adana’dan daha büyüktü, derin düşüncelere dalıp gitti…


Devam edecek…
Selam ve Dua ile
Nevzat ERTEKİNOĞLU
Yazar – Mali Müşavir - Bilirkişi
[email protected]